enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
9,3563
EURO
10,8927
ALTIN
531,72
BIST
1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
18°C
Perşembe Az Bulutlu
17°C
Cuma Az Bulutlu
19°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
20°C

Evladım Sana Söylüyorum!

29 Mayıs 2021 19:12
A+
A-

Yaramaz çocuk dediğimde aklınıza ilk olarak ne geliyor? Yerinde duramayan; sürekli hareket eden, çok soru soran, her şeyi fazlasıyla merak eden, dip köşe araştıran, takip eden ve bunun gibi pek çok şeyle uğraşan, bunları yaparken de çevresindekileri yoran çocukları yaramaz olarak adlandırıyoruz ne yazık ki. Sizce de öyle değil mi?  Bir kere çocukların yüreklerine dokunan yetişkinler olarak şunu iyi bilmeliyiz ki, yaramaz çocuk diye bir sıfat yoktur! Hiçbir çocuk böyle bir etiketi hak etmez. Bu sıfatı hak edecek bir şey yapmazlar çünkü. Düşünsenize, birileri sürekli size işe yaramaz biri olduğunuzu, boş işlerle uğraşıp durduğunuzu, gereksiz soru sorduğunuzu söyleyip duruyor. Hele de en sevdikleriniz. Yaramaz tabirli, çoğu çocuğun tam tersine zekasını daha iyi kullandığı ya da daha zeki olabilecek potansiyeldeki çocuklar olduğu yapılan araştırmalarca ortaya konuldu. Siz bu yorucu hareketlere ne kadar ket vurursanız, karşılığını bir o kadar istenmeyen davranış olarak almanız muhtemeldir. Çocuğunuzun içindeki bastırılmış duygular onu farklı alanlarda daha hırçın olmasına veya tamamen dışarıdaki sosyal etkileşime kapanmasına sebebiyet verecektir. Siz ne kadar çocuğunuzu destekler ve ona doyurucu olan ortamlar sunmaya çalışırsanız, bu süreç daha rahat ve kolay geçecektir. Bunun gelişimsel bir dönem olduğunu ve geçici bir durum olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Elbette sabretmek veya tahammül etmek kolay değildir ancak böyle durumlarda görmezden gelmek çok daha işe yarayan yöntemlerden biri olacaktır. Sabır sınırlarınızın zorlandığı her an öncelikle kendinizi bir düşünün, şu yaşınızda bile birileri size sürekli bir şeyleri yapmamanızı söylese dinlemezsiniz hatta aksine daha çok yapar ve başkasının söylediklerini yapmak zorunda olmadığınızı düşünürsünüz. Yasaklar, sınırlar, zorlamalar hep daha tatlı gelir çünkü insan fıtratının mayasına.

Çocuklar için de bu böyledir. Onlar da aynı şeyi düşünürler, isterler. Hem de tam dünyayı tanıma, kendi benliklerini ve özgürlüklerini kazanma yaşlarındayken. Bırakın keşfetsinler, özgürce dağlara, taşlara tırmanıp o zirve duygusunu yaşasınlar. Çok büyük bir tehlike olmadığı sürece ağaçtan düşmenin ne demek olduğunu kendileri tecrübe edinsinler. Siz: ‘Yavrucuğum, bak ağaçtan düşersen canın acıyabilir.’ dediğinizde bu sözler onun için pek de bir şey ifade etmeyebilir. Çünkü o an onun da istediği şey, ‘Bu ağaca çıkarsam aşağıdaki manzara nasıl görünüyordur acaba?’ hissiyatıdır. Bırakın zirveye ulaşırken tırmandığı bu yolda düşüşler, zedelenmeler ve yaralanmalar yaşasın. Hayatta böyle değil midir zaten? Biz zirvelerimize hedeflerimize odaklandığımız anlarda hedefe doğru yol aldığımızda önümüze engeller, düşüşler, aksilikler çıkar hep. Biz yetişkinler bir şekilde üstesinden gelsek de bu zorlukların, çocuklarımızın da daha şimdiden üstesinden gelebilmeleri için onlara imkanlar sunun. Evet gerekirse ağaçtan düşsünler ve bilsinler, ağacın manzarasını hak edebilmem için kimi zorluklara, düşmelere, yaralanmalara katlanmam gerekir. Annem, babam hep düştüğümde yanımda olmayacaklar, bazen kendi elimden tutup, kendim kalkmalıyım. Hatta bazen kalkarken tekrar düşebilir, çamura saplanabilirim, düşüncesinin bilincinde olsunlar. Bırakalım çocuklarımız kendi deneyimlerini (bizim yaramazlık olarak nitelendirdiğimiz oyunlarını) kendileri elde edip, keşfetsinler.

Eğer siz sürekli onun olumsuz davranışlarını görüp söyleyecek olursanız, çocuk bu şekilde ilgi gördüğünü ve fark edildiğini düşünecektir. Ne zaman ilgilenilmek veya fark edilmek isterse, bu davranışlara başvuracaktır. Bu da ne çocuklarda ne de ebeveynlerde görmek istediğimiz bir durum değildir. Çocuklarımızın bizlerden bekledikleri sevgi, sevilme ihtiyaçlarını onlara her an hissettirebilmeli, bu ihtiyaçlarını farklı beklentiler içinde karşılamalarına fırsat vermeden onların en temel ihtiyacı olan sevgi ve oyun ihtiyacını gerekli müdahaleler ile gidermeli, sınırsız sevgimiz ile sarıp sarmalıyız onları.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.