enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
9,3563
EURO
10,8927
ALTIN
531,72
BIST
1.418
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
18°C
Perşembe Az Bulutlu
17°C
Cuma Az Bulutlu
19°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
20°C

Araplar Müslümanları Arkalarından Vurdu mu?

Araplar Müslümanları Arkalarından Vurdu mu?
12 Mayıs 2021 19:33
A+
A-

Yıllardır klasik bir söylem olarak, I. Dünya Savaşı’nda Arapların halifenin çağrısına uymadıkları ve İngiltere ile işbirliği yaparak Osmanlı kuvvetlerine saldırdıkları anlatılmaktadır. Peki gerçekten bütün Araplar Osmanlı’ya düşman mıydı? Meseleyi özetledikten sonra bu sorunun cevabını sizlere bırakacağız.

Mekke ve çevresi Osmanlı devrinde bir emirlik olarak teşkilatlanmıştı. Daha önceden bölgeye hakim olan devletlerin de yaptığı gibi, Osmanlı da yerel köklü ailelerden şerif-emir tayin ederek buranın yönetimini bir nevi valilik gibi onlara bırakırdı. Bu yöneticiler başkente bağlı olarak hareket ederlerdi. Şerif Hüseyin de böyle köklü bir aileye mensuptu. Çocukluğu Mekke-İstanbul arasındaki seyahatlerle geçti. 1908’de yeni tayin edilen Mekke emirinin beklenmedik vefatı sonrasında bu göreve getirildi. Osmanlı’nın yıllardan beri içerisinde bulunduğu kötü gidişatın farkına vardığı anlaşılan Şerif Hüseyin, Arap coğrafyasında merkezin git gide azalan kuvvetini fark etmiştir. Bu zeminde, çeşitli ilişkilerle bölgede kendi yönetimi altında bir idare kurmayı planladı. I. Dünya Savaşı başında halifenin çağrısına uyduğunu belirten Şerif Hüseyin, birkaç ay sonra İngiltere ve Fransa ile görüşmelere başladı. Şerif Hüseyin, İtilaf Devletlerinden Arabistan’da kendi iktidarının tanınacağına yönelik vaadi aldıktan sonra ve özellikle Osmanlı’nın da yenileceğini tahmin ettiğinden 5 Haziran 1916’da isyanı başlattı. Fakat bu harekete Arapların çoğunluğu katılmadı. Hristiyan devletlerin desteğiyle Osmanlı’ya karşı savaşmak, kabul edilmesi zor bir hadiseydi. Şerif Hüseyin’in İtilaf Devletleri ile ortak hareketi sonucu, zaten bölgede sayısı az olan Osmanlı kuvvetleri çok fazla dayanamadı.

Diplomatik müzakerelerde ve askeri harekatlarda Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal ön plandaydı. Fakat onun da İngilizlerin çok fazla etkisinde kaldığı görülmektedir. Şerif Hüseyin ve takipçileri, savaş sonrasında büyük bir krallığa sahip olacaklarına inanmışlardı. Lakin Fransa bölgeyi tamamen İngiltere’nin kontrolünde olan bir iktidara bırakmak niyetinde değildi. Faysal, yapılan müzakerelerden eli boş döndüğü gibi, Fransa’nın taarruzla Arapları Şam ve çevresinden uzaklaştırması da hiç uzun sürmedi. Kendisine verilen sözün tutulmadığını fark eden Şerif Hüseyin çeşitli söylentilerle İngilizlerin kendisini kandırdığını yaymaya başladı. İngiltere çeşitli bahaneleri öne sürerek (verdiği sözün ortaya çıkmaması için) Şerif Hüseyin ve oğlunu hapse attı. Hapishanede ‘İslam birliği benim yüzümden bozuldu, ben Müslümanlara ihanet ettim, Allah’a hesabını nasıl vereceğim’ diye vicdan azabından başını duvara vura vura hücresinde ölü bulunduğuna dair rivayetler vardır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.